Pazartesi, Aralık 4

Rezonans



Herşeyi görmek.. Herşeye anlam katmak.. Görmek ama apaçık görmek..

Bunlar benim aklımın laneti.. Bir başka pencereden bakarsam da derinliğim, beni ben yapan her şey..
Bir olayı yaşarken, yada birinin anlattığını dinlerken tıpkı boş bir odayı yerleştiriyormuşum gibi öyle yerli yerine oturtuyorum ki tüm olayları, öncesini sonrasını öyle iyi tahmin edebiliyorum ki bu beni ürkütüyor çoğu zaman.
O kadar dışa dönük açık, herkese her şeye kendini sonsuz adayabilir bir ruh nasıl olur da böyle katı böyle küs, böyle karamsar bir bedene sıkışıp kalır? Kimin bu beden? Bu ruh bensem eğer bu beden kim?
İçimde çiçekler açıp, rengarenk dalgalanırken her şey, neden birine sarılırken bile saatlerce düşünüp yapacak kadar, bundan utanacak kadar katı bedenim?
Herşeyi ama her şeyi en açık haliyle görebilirken, bir sinestezik gibi her duyguya, olguya ruh katıp şeklini rengini görüp kokusunu bile duyabilirken neden bu bedene sıkışıp kaldım ben? Neden zihnim ruhum bu kadar açıkta bu beden bu kadar ürkek? Bu kadar sağlamcı, bu kadar sınırlı
Öyle hissediyorum ki herkesin hayatına bir şekilde dokunup sıkıntılarını ona bir ayna gibi gösterip çözüm bulur gülümseyerek gönderebilirim evine, hayatına.. Sanki çözemeyeceğim altından kalkamayacağım hiçbirşey yok bu hayatta! Ama kendime dair hiçbir çözümün parçası değilim.. Üstelik apaçık görüp yorumlayabilirken..
Her şeye yabancı bedenime, çok fazla şey yaşamış, her şeyi içinde bir yerlere oturtmuş çok bilge bir ruh yerleştirilmiş gibi.
Görüyorum.. Yetemiyorum..

Resonance :) 

Pazartesi, Ekim 16

Gurbette Yaşama Rehberi




Gurbette 5. Yılımız şerefine sizlere deev hizmet sunuyorum: Gurbette Yaşama Rehberi 😄👍🏻
-Birgün bulunduğunuz şehirden gideceğinizi düşünmek ve herşeyi sınırlı yapmak sizi mutsuz eder, muhakkak birşeylere tutunun. Hiç gitmeyecekmiş gibi..

-Duygusal ilişkiler kurmaya çalışmak, 'bu insanlar benim burada ki ailem' diye sınıflamak size hayalkırıklığı olarak geri dönecektir. Çünkü insanların büyük çoğunluğu sizi sadece gördüklerinde hatırlar 😊 Onların hayatının bir yerlerindesinizdir ama asla ortasında değil

- Bazılarının sevgisinin gerçek olduğunu bilirsiniz yine de birgün giderseniz arkanızdan ağlamayacaklarını da unutmayın

- Herşeye rağmen bulunduğunuz o yere, şehre, insanlara, hayata birşeyler katıp, birşeylere dokunmak için gayret edin

- Zamanla körelip üzülmemeyi, alışmayı öğreneceksiniz ve hatta sevdiğiniz bazı şeyler bile olacak

- İlk yıllar herkesle tanışıp görüşmek, kendinizi kabul ettirmek için olmadığınız kalıplara sığmaya çalışıp, gereğinden fazla taviz vereceksiniz, elinizde ise bunu asla yapmayın, zaman içinde görüşmek istediğiniz insanları siz seçeceksiniz hemde sadece kendiniz olarak 😉


- Son olarak sizi anlamalarını asla beklemeyin, çünkü onların sığınacak limanı bir sokak ötede..

Perşembe, Mayıs 19

An.

Korkuyorum.. Çok korkuyorum.. Sevdiğim insanları kaybetmekten, onların boşluğunu asla dolduramayacağımı hissetmekten, güçlü göründüğüm pek çok konuda beklemediğim bir anda yıkılıvermekten, iyi olamamaktan, iyi kalamamaktan, bazen hissedebileceklerimin gücünden, bazen de artık o duyguları hiç hissedemeyecek olmaktan, kırdıklarımı onarma şansım olmamasından yada kırıldıklarımı affetme şansı bulamamaktan, geri de kayda değer hiçbirşey bırakamamaktan, kimsenin hayatına birkez olsun dokunamamış olmaktan, hem gitmekten hemde geri de kalmaktan çok korkuyorum.. 

Pazartesi, Nisan 28

Ruh halim..







Bazen keni içinize dönersiniz, herşey devam eder gider yanıbaşınızda ama siz içinizde kaybolmuşsunuzdur, yada kahvenizi almış bir köşede huzurla içiyorsunuzdur. Bugün bende kendime kaçtım, bu söylediklerimden hangi odaya dahilim bilmiyorum ama kaçtım işte :)

Olmazsa olmaz bir şarkım ve olmazsa olmaz sitemden bir foto ile :)

Pazar, Eylül 15

Ruh halim;

Günlüklerimi buldum :) Bir sürü yıl bir sürü insan çıktı kapaklarını açınca. Bir sürü de olay, hepsi bugün kü ben olmama sebep olan. Birçoğuna güldüm, gülümsedim. Ağlayarak okuduğum olaylar düzeltebilmem için bana şans tanıyan olaylar aslında, hala hayatımda olan insanlar. Bunları okumak, o tarihlere gitmek öyle garip hissettirdi ki, o gün kü ruhuma uzaktan bakmak gibi. Günlük tutmak sanırım bu nedenle güzel. En çokta şu cümleyi kuruyorsunuz 'hadi canıım bumuydu yani en büyük derdim' :)

Büyüdükçe ne de küçük görünüyor o tarihte hayatınızın anlamı olan olaylar. Çok mutlu oldum, atmayı,yakmayı, rafa kaldırıp tozlandırmayı asla düşünmeyeceğim bir sürü anı buldum :)

Yaşadığım sağlık sorunları sebebiyle geçmişime ait anılar çok çok silik, hatırlamaya zorladıkça da ciddi bir migren ağrısı ile boğuşuyorum. Bazıları ben unutmayı seçmişim atmışım beynimin arka odalarından birine, tozlanmaya bırakmışım.. Bazılarını da narkozlar, acılar, ameliyatlar unutturmuş.

Okurken en çok şükrettim. O günden sonra hayatımdan çıkıp gitmiş ama çok şey katmış insanlar, çok şey alıp gitmiş insanlar, yeniden hayatıma katma şansına sahip olduklarım ve hiç çıkaramadıklarım.

Hepsi iyiki varlar. Onlar olmasaydı sanırım bugün bu BEN olamazdım :) Pişman olacağım çok az şey yaşamış olmakta en büyük tesellim.


30 yıllık özetle;

Acılarım oldu herkes gibi elbet,
Herkese kısmet olmaan sevinçlerim,
Unutulmayı da göze aldım evet..
Hayat sana teşekkür ederim :)


Salı, Ağustos 20

Cuma, Haziran 28

Dev



Bazen birşeyi yaşarken öyle içinden çıkılmaz, öyle çaresiz ve çözümsüz gelir ki, gözümüzde adeta koca bir devdir. Daha önce bu ve buna benzer birşeyi kimse yaşamamış gibi hissederiz. İlkmiş gibi. Bu acının içinde bile 'ilk' olmak egomuzu tatmin eder çünkü :) Halbuki bunu yaşamış ve ölmeden atlatmış binlercesinden biriyizdir.

Böyle anlarım oldu hayatta, hatta çok daha karmaşık ve kötüleri de. Bu gibi durumlarda kendimi hep kapkaranlık bir sokakta bir çöp kutusunun yanında dizlerimi karnıma çekmiş titrerken görürüm gözümü kapadığımda. Öyle bitmeyecekmiş gibi gelir ki, kimse beni orada farketmez bile, hayat akıp gider ve ben gözümü her kapattığımda orada yapayalnız titrer dururum.

Böyle hissettiğim hatta bunu kendime yaşattığım anlarım oldu zaman zaman, ama her seferinde bitti gitti, birileri yada kendim buldu orda beni ve güneş yeniden doğdu :) Bittiğinde ilk düşündüğüm şey, ne kadar yorgun olduğumdur. Beynim, bedenim, her bir hücrem yorgundur ama mutluyumdur da bitmiştir nihayetinde :) İlk şoku atlatınca oturup düşünürüm, ne öğrendim? Neden yaşadım? Nerelerde takıldım, tökezledim? Niye daha önce yada sonra değilde şimdi bitti? Anahtar neydi?

Sanırım en çok aklımda kalan cevap, ne öğrendim olur. Bunu yaşadım çünkü buna dikkat etmedim, bunu yaptım ama neticede ben bu zorlu eşiği atladım, kurtardım kendimi o çıkmazdan. Arkama dönüp bakmamak en doğrusu olsa da o atladığım eşiklerin diğer karanlık yanı hep içimdedir, asla unutmam. Şayet atlayamadan kurtulmuşsam oradan, yani kaçarak :) O atlayamadığım eşik katlanarak büyür ve hayatımın bir aşamasında beni yine bulur. En başından belki de daha zorlu başlar herşey. Atlamışsam ve 'neler öğrendim' kısmını kaçırmışsam da durum vahim, dön başa bu level bitmedi der bir ses :)

Fena halde kaybetmiş olabilirim sizi içimdeki o karanlık sokakta ama böyle anlarınızda düşünün, o sokakta sizden başka titreyen korkmuş gözlerde vardı ve onlarda ordan bir şekilde çıktılar :) Ve daha önemlisi o kocaman dev, aslında evine gitmekte olan minik bir böceğin gölgesiydi :)

Mutluluk hakedipte yaşandığında çok daha doyum olmaz oluyor :)

Sevgiler..

Foto: http://weheartit.com
 

blogger templates | Make Money Online