Bu yazım yoruma açık olmayacak.
Çünkü bende ki yeri yoruma,fikre, hiçbirşeye açık değil. Amacım sadece gün geçtikçe unutmaya başladığım bir hissi buraya yazarak ölümsüzleştirmek. Aynı şekilde bir kağıda yazarak saklayacağım.
Narkozdan bir kadının sesiyle uyandım,sanırım yanıma hafif hafif vuruyordu, ismimi söylüyordu. O an gözümü açmadan hemen 1 saniye öncesinde gördüklerimi hatırlamaya başladım. Açık gri bomboş bir yerdeydim ne yer var ne de gök. Sadece sonsuz bir boşluk hissi. Bir sürü kız çocuğu ve ben sağ tarafa doğru gülerek koşuyorduk. Yine bir amacı yoktu. Ama ruhların yaşadığı yerde mutlu olmak diye bir duygu varsa işte oydu bu. Şuan yaşadığımız hayatta ki en mutlu ana benzemiyordu, çok çok çok daha fazlası. Uyandığımda orayı özleyecek kadar fazla..
Meltem esintisi gibi birşey vardı yumuşacıktı. Yüzümü annemden bile şefkatli okşuyordu, o anda yaşadığım herşey dünyada yaşadıklarımızın çok üstündeydi,her duygu..
Öyle mutlu uyandım ki,az önce diktikleri yarayı göğsümün orta yerine kadar çektiklerinde bile acım hafif kaldı.
Uyandığımdan beri o yeri o anı o tarifi olmayan duyguları özlüyorum.. Belki de o nedenle uyandığımda gördüğüm herkese aklımı kaçırmış gibi o rüya(!)yı bir daha bir daha anlatıp durdum. İnsanlar bana güldüler, narkozun etkisi dediler ama kimseye yaşadığım o anı tam olarak anlatmamın imkanı yoktu. Aradan 3 hafta geçti, ben hala her yalnız kaldığımda o duyguları hatırlamaya çalışıyorum,herşey silikleşmeye başlıyor beynimde, hiç ama hiç istemiyorum unutmayı. Eğer gideceğimiz yer gidip geldiğim gibi bir yerse daha fazla daha fazla uğraşacağım iyi bir insan olmak için..
Pazar, Ocak 17
Salı, Ocak 5
İz!..
Bir hafta bitti bile.. :) Geçtiğimiz pazartesi günü olan ameliyatım beklenenden iyi geçti. Bayılmadan önce,deli gibi titrerken şöyle dediğimi hatırlıyorum.
'Lütfen estetik olsun dikişlerim'
Ki biliyordum öyle olacağını, birçok kez söylemişti doktorum ama yinede o korkuyu ancak bir bayan anlayabilir :)
Ameliyat masasına yattığımda gözümden iki damla yaş geldi, anestezi doktorum hemen yanıma geldi 'canım benim korkma ben yanındayım' dedi, adamı tam olarak 3. görüşümdü ama o an öyle yalnızdım ki içimde bir umut ışıldadı.
Narkozdan uyanırken olmadık şeyler söylemekten çok korkuyordum. Uyanmama yakın öyle muhteşem birşey gördüm ki,hayatımda daha mutlu uyandığım bir an yok sanırım. Kimi vücudumdan makina kablolarını çıkarıyordu, kimi geçmiş olsun diyordu, kimi adımı seslice söylüyordu, kimi de başucuma 11 cm çapında cam içinde bir tümör gösteriyordu.. Herşeyi hayal meyal hatırlıyorum ama en sevindiğim yanı saçmalamadan 'çok teşekkür ederim,herkese çok teşekkür ederim' diyerek ve gülümseyerek uyanmış olmam. Gördüğüm o rüyaya nefes aldığım sürece minnettar olacağım.. :)
Geçen bir haftada dostlarla, dost sandıklarımın yaşattığı hayal kırıklıklarıyla geçti.. Sol yanımda 14 cm bir dikiş izi var, geçecekmiş ama eskisi kadar istemiyorum geçmesini. Çünkü o iz bana bu yaşadıklarımı hatırlatacak her baktığımda.. Onu sevmeyi öğrendim bu geçen 1 haftada.. Gerçek dediklerimizin ne kadar az olduğunu ve ne kadar gerçek olduğunu öğrendim. Vazgeçmenin aslında çokta zor omadığını, yaşamanın adınızı söyleyen bir sese tutunmak kadar yakın,bir o kadar uzak olduğunu öğrendim.
Patoloji sonuçlarım henüz gelmedi ama biliyorum iyi yada kötü bana yine birşeyler öğretecek :)
Atlattım.. Bir korkuyu daha yendim,geçti,gitti..
'Lütfen estetik olsun dikişlerim'
Ki biliyordum öyle olacağını, birçok kez söylemişti doktorum ama yinede o korkuyu ancak bir bayan anlayabilir :)
Ameliyat masasına yattığımda gözümden iki damla yaş geldi, anestezi doktorum hemen yanıma geldi 'canım benim korkma ben yanındayım' dedi, adamı tam olarak 3. görüşümdü ama o an öyle yalnızdım ki içimde bir umut ışıldadı.
Narkozdan uyanırken olmadık şeyler söylemekten çok korkuyordum. Uyanmama yakın öyle muhteşem birşey gördüm ki,hayatımda daha mutlu uyandığım bir an yok sanırım. Kimi vücudumdan makina kablolarını çıkarıyordu, kimi geçmiş olsun diyordu, kimi adımı seslice söylüyordu, kimi de başucuma 11 cm çapında cam içinde bir tümör gösteriyordu.. Herşeyi hayal meyal hatırlıyorum ama en sevindiğim yanı saçmalamadan 'çok teşekkür ederim,herkese çok teşekkür ederim' diyerek ve gülümseyerek uyanmış olmam. Gördüğüm o rüyaya nefes aldığım sürece minnettar olacağım.. :)
Geçen bir haftada dostlarla, dost sandıklarımın yaşattığı hayal kırıklıklarıyla geçti.. Sol yanımda 14 cm bir dikiş izi var, geçecekmiş ama eskisi kadar istemiyorum geçmesini. Çünkü o iz bana bu yaşadıklarımı hatırlatacak her baktığımda.. Onu sevmeyi öğrendim bu geçen 1 haftada.. Gerçek dediklerimizin ne kadar az olduğunu ve ne kadar gerçek olduğunu öğrendim. Vazgeçmenin aslında çokta zor omadığını, yaşamanın adınızı söyleyen bir sese tutunmak kadar yakın,bir o kadar uzak olduğunu öğrendim.
Patoloji sonuçlarım henüz gelmedi ama biliyorum iyi yada kötü bana yine birşeyler öğretecek :)
Atlattım.. Bir korkuyu daha yendim,geçti,gitti..
Pazar, Aralık 20
Dua
Sanıyorum uzun bir aradan sonra artık 4-5 okurum kalmıştır ama ne önemi var ki dualarınıza ihtiyacım var :)
1.5 yıl önce bu yazımda kanser riskimden söz etmiştim. O dönemde dev fibroadonem teşhisi konan kitlem, tümör teşhisi ile 28 Aralık pazartesi günü alınıyor. Patolojiye gidecek ve sonucuna göre tedaviye devam edilecek. 1 Haftadır devam eden doktor-hastane maceramın bu ameliyat ile son bulmasını umut ediyorum. Yine bir umut..
Ve şimdi düşünmem gereken daha çok şey var hayatta. İlk başta eşim,ailem, gelecekte sahip olmayı deli gibi istediğim bebeğim..
1 haftam kaldı, kah ağlıyorum kah gülüyorum,bazen unutabiliyorum bu durumu ama çoğunlukla hatırımda.. Uyuyamıyorum, kabuslarım eşlik ediyor saolsun :)
Ben hiç ameliyat olmadım. Korkuyorum.....
Dualarınız benimle olsun. Hepinizi çok seviyorum!
1.5 yıl önce bu yazımda kanser riskimden söz etmiştim. O dönemde dev fibroadonem teşhisi konan kitlem, tümör teşhisi ile 28 Aralık pazartesi günü alınıyor. Patolojiye gidecek ve sonucuna göre tedaviye devam edilecek. 1 Haftadır devam eden doktor-hastane maceramın bu ameliyat ile son bulmasını umut ediyorum. Yine bir umut..
Ve şimdi düşünmem gereken daha çok şey var hayatta. İlk başta eşim,ailem, gelecekte sahip olmayı deli gibi istediğim bebeğim..
1 haftam kaldı, kah ağlıyorum kah gülüyorum,bazen unutabiliyorum bu durumu ama çoğunlukla hatırımda.. Uyuyamıyorum, kabuslarım eşlik ediyor saolsun :)
Ben hiç ameliyat olmadım. Korkuyorum.....
Dualarınız benimle olsun. Hepinizi çok seviyorum!
Salı, Aralık 8
Bu nasıl bir rezillik?
Bu akşam cesetizleri'nden bir mail aldım, bloğun aynen kopyalanıyor yani çalınıyor şeklindeydi mail.
Link vermişti hemen girdim baktım ve yazımın hiçbir kaynak gösterilmeden herşeyi birebir aynı kopyalanmış,çalınmış olduğunu gördüm.
İnsanlar ne zaman emeğe saygı göstermeyi öğrenecek bunu merak ederek,bende bu terbiyesiz arkadaşın sitesine bir göz atmanızı istiyorum. Kimbilir sizin yazılarınızda çalınmıştır belki.
Teşekkür ederim cesetizleri
http://www.orhancelik.net/bir-dekorasyon-onerisi-de-benden/
Bu da benim yazım!
http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com/2008/10/bir-dekorasyon-nerisi-de-benden.html
Link vermişti hemen girdim baktım ve yazımın hiçbir kaynak gösterilmeden herşeyi birebir aynı kopyalanmış,çalınmış olduğunu gördüm.
İnsanlar ne zaman emeğe saygı göstermeyi öğrenecek bunu merak ederek,bende bu terbiyesiz arkadaşın sitesine bir göz atmanızı istiyorum. Kimbilir sizin yazılarınızda çalınmıştır belki.
Teşekkür ederim cesetizleri
http://www.orhancelik.net/bir-dekorasyon-onerisi-de-benden/
Bu da benim yazım!
http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com/2008/10/bir-dekorasyon-nerisi-de-benden.html
Çarşamba, Kasım 4
Bu satırlar sana..
Neden bilmiyorum,ben hep seni özlüyorum. Hayatıma bir bakıyorum uzaktan ve görüyorum ki senden çok daha zeki çok daha dinlemeyi bilen çok daha verici çok daha kaliteli,çok çok çok dostlarım,arkadaşlarım var.
Ama ben yine de seni özlüyorum!
Ne konuşurduk saatler boyu bıkmadan diye düşünüyorum. Öyle saçma sapan öyle garip şeyler ki çoğu da. Mesela hatırlıyorum bir terlik yerde ters duruyor diye tam 1 saat gülmüştük,etraftaki anlamaz bakışlara aldırmadan. Eşinden gizli geldiğim için balkonda uyumak zorunda kaldığım geceyi hatırlıyorum. Hayatımın en zor gününde sana sığındığımı hatırlıyorum hiç konuşmadan,soru sormadan..Gizli saklı yaptığımız her işten nasıl keyif aldığımızı hatırlıyorum. Müzik kanallarının karşısına geçip çıkan şarkılar üzerine yorumlar yapıp,sıradaki şarkıları birbirimize armağan edişimizi hatırlıyorum..
Birimiz deli gibi ağlarken,diğeri kriz halinde güler sonunda onuda kendisine katmayı hep başarırdı. Birbirimizi aylarca görmez konuşmaz,bir araya geldiğimiz de geçen zamanı unutmamız 10 saniyemizi almazdı. Beni çok zeki bulurdun bende seni çok saf. Ama zor zamanlarımızda hep yer değişir birbirimizi o durumdan kurtarırdık.
Biz konuşacak tek kelimemiz olmasa da yanyana olmaktan mutluluk duyardık. Hiç kavga etmezdik,başlayacak olsak birimiz komik bir laf eder yine kahkahalara boğulurduk.
Şimdi herşeyi irdeleyip herşeyin üstüne konuşabileceğim,sürekli yeni şeyler öğrenebileceğim insanlar var hayatımda. Her birini ayrı ayrı çok seviyorum. Ama o aptal yerin dolmuyor. Bana ne katıyordu diyorum,sinirleniyorum kendime. Sonra gülümsüyorum kendi kendime ve ama çok salaktık yaaa diyorum içimden.
Ben salak bizi özlüyorum. Hemde çok! Hayatımın seninle olan saçma yanını özlüyorum,yanında özgürce küfür edebilmeyi,düşünmeden konuşabilmeyi,kırılıp kırılmayacağını umursamadan eleştirebilmeyi,ağladığım her duygusal filmde 'ağlama bee adam kameraya söylüyo bunları' diyerek filmin içine etmeni,dolabını özgürce açıp içinden dilediğim elbiseyi giyip dışarı çıkabilmeyi,sabah seni beklemek zorunda olmadan mutfağa girip kahvaltı hazırlayabilmeyi. 12 yıldır birikmiş her anımızı her bir araya gelişimizde anlatıp psikopatça gülmemizi..
Sana hiç söylemedim bunu,senden gizlediğim birşeylerim var artık. Düğünümde yanımda olmayışının,'gelinliğim straplezdi' dediğimde 'hep böyle isterdin,biliyordum' demene rağmen tek bir resmime bakmayışını,özlemene rağmen aramayışını ve sana hiç kıyamayışımı içimde bir yara olarak taşıyorum. İşte bunu gizliyorum artık senden..
Hala hayatımdasın ama istediğim,özlediğim yerde değil..
Çok özledim seni kankam. Çok!
Yazmıştım bundan 3 ay evvel. Öyle ki ağlayarak yazdığım bu satırları yayınlamak nasip olmadan kaybettim onu. Yazdığım bunca şeyin içinden bir tekini bile görmeden çıkıp gitti hayatımdan. Hem terkettim onu hem acı çektim. Bir hiç için bırakıp gitti herşeyi ardında,affedilemez şeyler yaptı,hemde bana değil kendine.....
Ve içimde kocaman,beynimi tırmalayan bir saat bıraktı,her geçen an 'tık tık' seslerinin daha bir işkence geldiği bir saat. Bu zır zır ben,sadece bakakaldım olan bitene bir pencerenin ardından. Ne ağlayabildim ne tek kelime laf edebildim sadece sustum. Bu susuş bana pahalıya mal oldu ve aylardır doğru düzgün ağlayamaz oldum,kaskatıyım. Hiçbirşey tat vermiyor,uzun zamandır gerçekten gülmedim ve sırf bu nedenlerle herşeyden çektim elimi ayağımı..
Ta ki az önce sayfamı okuduğunu bilmediğim erkek kardeşimden 'hadi yaz artık' diye mail alana kadar.
İçimde ki boşluğu doldurabilirmi bu sayfa? Yorumlar,dostlar. Kimseye gerçekten anlatamadığım bu acımı hafifletebilirmi? Belki..
Denemeye değer!
Ama ben yine de seni özlüyorum!
Ne konuşurduk saatler boyu bıkmadan diye düşünüyorum. Öyle saçma sapan öyle garip şeyler ki çoğu da. Mesela hatırlıyorum bir terlik yerde ters duruyor diye tam 1 saat gülmüştük,etraftaki anlamaz bakışlara aldırmadan. Eşinden gizli geldiğim için balkonda uyumak zorunda kaldığım geceyi hatırlıyorum. Hayatımın en zor gününde sana sığındığımı hatırlıyorum hiç konuşmadan,soru sormadan..Gizli saklı yaptığımız her işten nasıl keyif aldığımızı hatırlıyorum. Müzik kanallarının karşısına geçip çıkan şarkılar üzerine yorumlar yapıp,sıradaki şarkıları birbirimize armağan edişimizi hatırlıyorum..
Birimiz deli gibi ağlarken,diğeri kriz halinde güler sonunda onuda kendisine katmayı hep başarırdı. Birbirimizi aylarca görmez konuşmaz,bir araya geldiğimiz de geçen zamanı unutmamız 10 saniyemizi almazdı. Beni çok zeki bulurdun bende seni çok saf. Ama zor zamanlarımızda hep yer değişir birbirimizi o durumdan kurtarırdık.
Biz konuşacak tek kelimemiz olmasa da yanyana olmaktan mutluluk duyardık. Hiç kavga etmezdik,başlayacak olsak birimiz komik bir laf eder yine kahkahalara boğulurduk.
Şimdi herşeyi irdeleyip herşeyin üstüne konuşabileceğim,sürekli yeni şeyler öğrenebileceğim insanlar var hayatımda. Her birini ayrı ayrı çok seviyorum. Ama o aptal yerin dolmuyor. Bana ne katıyordu diyorum,sinirleniyorum kendime. Sonra gülümsüyorum kendi kendime ve ama çok salaktık yaaa diyorum içimden.
Ben salak bizi özlüyorum. Hemde çok! Hayatımın seninle olan saçma yanını özlüyorum,yanında özgürce küfür edebilmeyi,düşünmeden konuşabilmeyi,kırılıp kırılmayacağını umursamadan eleştirebilmeyi,ağladığım her duygusal filmde 'ağlama bee adam kameraya söylüyo bunları' diyerek filmin içine etmeni,dolabını özgürce açıp içinden dilediğim elbiseyi giyip dışarı çıkabilmeyi,sabah seni beklemek zorunda olmadan mutfağa girip kahvaltı hazırlayabilmeyi. 12 yıldır birikmiş her anımızı her bir araya gelişimizde anlatıp psikopatça gülmemizi..
Sana hiç söylemedim bunu,senden gizlediğim birşeylerim var artık. Düğünümde yanımda olmayışının,'gelinliğim straplezdi' dediğimde 'hep böyle isterdin,biliyordum' demene rağmen tek bir resmime bakmayışını,özlemene rağmen aramayışını ve sana hiç kıyamayışımı içimde bir yara olarak taşıyorum. İşte bunu gizliyorum artık senden..
Hala hayatımdasın ama istediğim,özlediğim yerde değil..
Çok özledim seni kankam. Çok!
Yazmıştım bundan 3 ay evvel. Öyle ki ağlayarak yazdığım bu satırları yayınlamak nasip olmadan kaybettim onu. Yazdığım bunca şeyin içinden bir tekini bile görmeden çıkıp gitti hayatımdan. Hem terkettim onu hem acı çektim. Bir hiç için bırakıp gitti herşeyi ardında,affedilemez şeyler yaptı,hemde bana değil kendine.....
Ve içimde kocaman,beynimi tırmalayan bir saat bıraktı,her geçen an 'tık tık' seslerinin daha bir işkence geldiği bir saat. Bu zır zır ben,sadece bakakaldım olan bitene bir pencerenin ardından. Ne ağlayabildim ne tek kelime laf edebildim sadece sustum. Bu susuş bana pahalıya mal oldu ve aylardır doğru düzgün ağlayamaz oldum,kaskatıyım. Hiçbirşey tat vermiyor,uzun zamandır gerçekten gülmedim ve sırf bu nedenlerle herşeyden çektim elimi ayağımı..
Ta ki az önce sayfamı okuduğunu bilmediğim erkek kardeşimden 'hadi yaz artık' diye mail alana kadar.
İçimde ki boşluğu doldurabilirmi bu sayfa? Yorumlar,dostlar. Kimseye gerçekten anlatamadığım bu acımı hafifletebilirmi? Belki..
Denemeye değer!
Salı, Ağustos 4
Benim olsanızaaaa
Sertab ERENER'e nasıl bir hayranlık içinde olduğumu bilenler vardır belki. Geçen gün facebookta Sezen AKSU ile düet yaptığı o konser görüntülerini görünce iptal oldum. İşi gücü bıraktım bir daha bir daha izledim,sesleri evi çınlattı yinede doyamadım. Dinlerken uzandım koltuğa ve düşündüm.Çok küçük şeylerden mutlu olabilen bir insanım şükürler olsun. Ama benimde herkes gibi hayallerimi süsleyen isteklerim var. Belki ulaşabilirim (ki ulaşabilirim bir kısmına) ama ulaşınca bu kadar cazip olmayacak artık. Ben bende ki bu hallerini çok seviyorum :)
En son eşim doğumgünümde elinde uzay üssü gibi bir telefonla gelince çıldırmıştım resmen. Hiç merakım yoktur son model telefonlara,işimi görsün yeter diyenlerdenim ama öyle zarif birşey ki içim titredi mutluluktan. Camı açıp 'kocamın bana aldığı şu zerafet timsaline bakııın,bu beniiiiimm' demek geldi ki kısmende yaptım bunu.Hemen anneme gittim herkesi öptüm kokladım sarıldım zıpladım zıpladım :))
Yattığım yerden Sertab'ımın rüya şarkısı ile daldım hayallere. Bir Sertab konseri biletim olsa,bir Şebo biletim olsa bir coldplay konseri biletim olsa.yihhuuuuuuuu süper olmazmıydıı ama o konser hiç bitmese.
Birgün bir zarf geçseydi elime herhangi bir şekilde içini bir açsaydım PRAG biletii,aman Allah'ııımmm arşimet gibi sokaklara koşmazmıydıım :P
Mesela kapıyı açtığımda evimin önüne park etmiş bir micra olsaydı bembeyaz ama bembeyaz rüya gibi olsaydı. Biri kenardan bana bir anahtar uzatsa ve 'bu senin' deseydi fiiiiiiiiiiiiiiiiiiuuuuuuuuuuuuuu kaportaya çıkar zıplardım sevincimden :)))
(Sevgilim içinde Bugatti lütfeeen) :P
Sabah bir uyansaydım,uyku sersemliği ile odama bir dolap konduğunu görseydim, şaşkınlıkla kapağını açtığımda üzerime elbiseler dökülseydi. Renk renk boy boy desen desen sayısız elbise. Sabah öğlen akşam ayrı elbiseler giyer gezerdim. Hatta saat başı değiştirirdim. Beverly Hills çizgi filmindeki gibi içine girdiğinizde saç ve makyaj yapan bir makinaya da hayır demezdim doğrusu.
Markette dalgın daldın alışveriş yaparken bisküvi reyonunda Ülker Hanımeller Asortinin içindeki dikdörtgen şekerli bisküvinin (ben kendisine etli diyorum,ne alaka demeyin,Şevvalce) kocamaaaan bir paketle tek başına üretildiğini görseydim ve tüm market arabasını onunla doldurup evde ağzım burnum birbirine karışıncaya kadar yeseydim
Bir sabah uyansaydım ve eşimin bana bakınca gözleri kamaşsaydı,'waooowww o parlayan cildinmii' deseydi,öyle bebek gibi pembe beyaz ve duru olsaydı ki görenler bir daha dönüp dönüp baksaydı.
Puuff şarkıda bitti,ben yemek yapmaya gidiyorum dostlar. Heee bu arada bana hissettirdiklerin için seni her seferinde dahada çok seviyorum Sertab'ım. Teşekkürler ;)
imza: Külkedisi :P [Üzülmeyin yahu bunlar şımarıklıklarım,ben zaten mutluyum ;)]
Pazartesi, Ağustos 3
Marmara'm!
Hu huu biz geldik ey blog alemi :) 1 haftadır Marmara Adası sınırlarında balayındaydık.
Bol güneş,bol deniz ve bol müzikli bir tatildi.
Tatil için Marmara Adası'nı seçtik çünkü amacımız sakin,huzur dolu bir tatildi.Öyle de oldu.
Marmara Adası'nı bilmeyenler için birazcık anlatmak isterim. Çünkü biz her yıl tatil için bir yer düşünürken çok zorlanıyoruz illa birilerinin fikrini almak istiyoruz. Bende kısa kısa size Marmara Adası'ndan söz etmeye çalışayım.
Bildiğim kadarıyla marmara denizindeki en büyük ada. Avşa adasını mutlaka duymuşsunuzdur. Marmara'da Avşa'ya oldukça yakın. İki ada birbirinden her anlamda çok farklı. Avşa eğlence,gece hayatı ve alkol ile anılırken,Marmara Adası sakinliği,sükuneti ve Dünya'nın nem olmayan iki adasından biri olma özelliği ile anılıyor.
Gerçekten adada nem oranı çok düşük.Bu sıcağa rağmen hiç terlemedik bunalmadık. Ada İstanbul'a 2 saat uzaklıkta İDO ve özel feribot seferleri var.
Yaz bitmeden bir haftasonu kaçamak yapmak için bence ideal.Size tavsiyem araba ile gitmemeniz. Çünkü adada her yer çok yakın ve her yere taksi ve tekne seferleri var. Arabaya hiç ihtiyaç olmuyor.
Ada halkı inanılmaz temiz,bozulmamış insanlar. Çok sıcakkanlılar hemen kırk yıllık ahbap gibi samimi olabiliyorsunuz. Ada'da gençler için diskolar eğlence merkezleri var. Ve her yer çok seçkin. Bayan bayana bile huzurunuz kaçmadan tatil yapabileceğiniz bir ortamı var.
Ben alkol almadığım için ve zamanımı eşimle geçirmek istediğim için hiç diskoya gitmedim ama ortamını gördüm gayet güzel temiz.
Denizi gerçekten harika. Ada halkı ile yaptığım sohbetlerde denizin en güzel zamanının Temmuz ayı olduğunu öğrendim. Haziran ve Ağustos aylarında zaman zaman deniz anaları gelebiliyormuş. Ama biz oradayken iskeleden denizin dibini görebileceğim kadar berraktı su ve çok rahat girdim denize.
Ada'da her ortamdan,her düşünce tarzından insan mevcut ama herkes birbirine çok saygılı. Aynı plajda minicik bikinisiyle denize giren bir bayanda tesettür mayosuyla denize giren bir bayanda huzurlu. Kimse kimseyi tenkit etmiyor. Bu açıdan çok saygı duydum.
Fırsat buldukça Marmara Adasına gitmeye çalışacağım öyle çok sevdim ki. Zaten halkıda bağımlılık yaratacağı konusunda beni uyarmıştı :)) İlk tatilimizde Bozcaada'ya gideceğiz,orada değirmenler altında gün batımı izlemenin çok methini duydum çünkü :) Sonra yeniden Marmara.
Bilgi almak isteyen arkadaşlarım olursa bilgim dahilinde yardımcı olmak isterim. Hatta isterim ki her blogcu dost gittiği yerden az çok söz etsin ki hepimiz bilgi sahibi olalım :)
Foto 1: Eşimin objektifinden Ada manzarası
Foto 2: Elinden makinasını düşürmeyen eşimin gözünden ben :))
Etiketler:
Marmara Adası,
Marmara adası izlenimleri,
tatil
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

