Salı, Ocak 20

Ve beraberiz =)


Özledim sizleri..Hemde çok..

Öyle uzak kaldım ki sayfamdan,artık blog ödülleri sayfalarından siteyi bulup gelenlerden başka ziyaretçim bile yok :) Ee kendi düşen ağlamaz dimi? Aslında sadece bu sayfada huzur bulduğu,gülümsediği için gelmeyen kimse için çabalamayı da doğru bulmuyorum.İnsanlar mutlu olduğu yerlerde olmalı..

Şu geçen 3 aydan sonra yavaş yavaş yerleşik hayata geçtim gibi.Çok uzatmak istemiyorum,sadece bir tercih yapmam gerekti,eşim ve kariyerim konusunda.Eşimi (nişanlımı) seçtim,istifamı verdim ve geri döndüm aynı şehre :) Düğün tarihimiz kısmen belli oldu gibi,dolayısıyla koşturmacalar başladı bile.Allah seven herkese bu güzel telaşı yaşatsın ;)

Gazze saldırıları nedeniyle hiçbirşey yazmak gelmiyordu içimden.Nice canlar gittekten sonrada olsa ateşkes ilan edildi.Neye yarar o ayrı..

Ama artık buralardayım demek için geldim size :) Yazılarım,haftasonu gülmecelerimiz aynen devam ediyoruz kaldığımız yerden..Bu tema bana uğursuzmu geldi nedir,sürekli kayboldum ortalıktan o geldiğinden beri,değiştirsekmi,ne dersiniz?

Herkesler hoşgeldi,hoşbulsun :)

Cuma, Ocak 9

STOP İSRAEL!!!!!



Böyle bir konuyla dönmeyi hiç istemezdim ama beni bu uykumdan uyandırabilecek tek şey ancak böyle bir olaydı.Bu anlamlı mim konusunu bana çok sevdiğim kardeşim Miray gönderdi

Ancak bir insanlık dramına sessiz kalmak beni insanlığımdan şüpheye düşürürdü.O nedenle hemen geçtim ekran başına.Bu katliamı yapanlar,dolaylıda olsa yine bizim canımızı yakanlar.Dünya'ya hükmettiklerini sanıp teröristleri besleyen ve bizim evlatlarımıza kurşun sıktıranlar!

Kendimce protesto ediyorum bazı şeyleri,bu katliamın başrolünde olan İsrail'in hiçbir malını almıyorum,hiçbir şekilde onlara para gidecek bir etkinlikte bulunmuyorum.Başbakanlık yada Konsolosluklara giden yazıların altına imza atıyorum.Mitinglere,yardım kermeslerine yürüyüşlere elimden geldiğince katılıyorum.

Ama yetmiyor!İçimden birşey hala haykırıyor,Şevval orada bebekler,suçsuz günahsız bedenler can verirken sen tv izliyorsun,sen sohbet ediyorsun,gülebiliyorsun SEN İNSANMISIN? diyorum kendi kendime.Çok çaresiz kalıyorum,bir kıyımı,oturup yemek yerken izleyebilir hale gelmemiz bana çok acı veriyor.

Dünyanın neresinde olursa olsun dil,din,ırk gözetmeden 'savaş' adı altında yaptığı bu katliama sessiz kalmak istemiyorum.Ki bu giden canlar benim aynı zamanda din kardeşim..

Bugün gittiğim mitingte öyle bir mektup okundu ki,canım yandı,gözlerimden gelen yaşları engelleyemedim.Türkiye'de okumuş bir Filistin'linin mektubuydu bu ve dün akşam yazıp medya kuruluşlarına mail atmış,orada su,elektrik,yiyecek tükenmiş,hastanelerdeki jeneratörler 24 saat içinde bitecekmiş ve diyaliz cihazlarına bağlı 400 hasta bugün ölümü bekliyormuş.Minicik bebekler yok yere can verirken susarsanız Filistin halkının hakkı size haram olsun diyor mektupta.Ki haklı!

Çok haklı!Onlar biz Çanakkale'de vatanımız için can verirken tüm altınlarını toplayıp bize yollamışlar ve biz elimiz kolumuz bağlı sadece izliyoruz.Tüm Dünya gibi!!!

Mitinglerde bağırıp,slogan atan insanlara hep şaşırırdım,sizi duyup bu duruma sonmu verecekler diye ama orada söylenen her söz dua yerine geçiyormuş ki en azından bunu yapmak istediğim için oradaydım.

Aynı dili,inancı yada fikri benimsemiyor olabilirsiniz ama lütfen savaş adı altında yapılan bu katliama sessiz kalmayın.BU KATİL ELLER BİRGÜN BİZEDE UZANABİLİR.Vicdanı sızlayabilen herkesi bu anlamlı mim konusuna davet ediyorum.

İnsan olduğumdan utanmak istemiyorum.LÜTFEN DUYARSIZ KALMAYIN!

Sevgiler..

Salı, Aralık 16

Paylaşım

Öyle güzel parlıyor ki güneş üstümde ama gören gözlerle bakmıyorum,bakamıyorum.Çok şey var anlatmak paylaşmak istediğim.Ama bunları toparlayıp,beynimde yerleştirmek ve 2 ay sonra İstanbul'a dair yeni kararlar vermek için zamana ihtiyacım var.

Biraz daha zaman istiyorum sizlerden,yorumlarıyla yalnız bırakmayan herkese sonsuz teşekkür ederim.Destekleriniz bu dönemde çok önemli benim için.

Kafamın karmaşasını sonlandırıp,yerleşik hayata geçtiğimde yepyeni bir düzenle sizlerle olacağım.

Herkese sevgiyle sarılıyorum..

Perşembe, Kasım 20



Çoğu zaman güzel özelliklerimizin farkında oluruz ama bizi üzen yıpratan,insan ilişkilerimizi olumsuz etkileyen hiçbir özelliğimizin çok fazla üzerinde durmayız.
Yeni işimin ve iş arkadaşlarımında etkisiyle 2 haftadır uzun uzun düşündüm ve şu sonucu vardım.Beni olumsuz etkileyen,üzerimde dayanılmaz bir baskı kuran 2 kötü özelliğim var.Bunlardan biri 'sınırsız'merhamet duygum,diğeride 'hayır' diyemiyor olmamın yıpratıcı sonuçları.

Kendimi bildim bileli çok kolay kahkaha atar ve deli gibi ağlarım.Duygularımı genelde içimde ama uçlarda yaşarım.Sınırsız ölçüdeki merhametim nedeniyle ciddi problemler yaşadım.Bu zaafımı bilerek yada bilmeyerek kullanan,beni kendi silahımla vuran bir sürü insan tanıdım.Kimine üzüldüm evimi açtım,eşyalarımı da alarak bir sürü borç bırakarak gitti.Kimine cebimdeki son kuruşu verdim aç kalmasın diye,bir baktım ki ben açım.Hatta dahada abartıp hayatımı karartacak kararlar vermeye kadar götürdüm bu merhamet işini.
Herzaman aşmadım dozu ama aştığım anlar hep içimde onarılmaz izler bıraktı..

İnsanlara 'hayır' diyemiyor olmaktan dolayı da herşeyi içime atar oldum.Hayır diyemedim,haketmediğim şeylerle yargılandım,hayır diyemedim görevim olmayan işleri yaptım,insanların bunu bilmeden kullanabileceğini sanmıyorum.Hayır diyebilen herkesin hatası,işleri hep beni buldu.Çünkü ben hiç 'hayır' diyemedim.

İşte bu sebeplerle 2 haftadır ciddi sıkıntı çekiyorum.İçimde biriktirdiğim kırgınlıklarım bile su yüzüne çıktı düşündükçe.Şu dönemde çok yalnızlık çekiyor olmama rağmen en yakınlarımla bile görüşmek istemiyorum.Keşke bir kabuğum olsa kaplumbağa gibi içine çekilsem bir süre,iyi kötü hiçbirşey bana ulaşamasa.

Bunları yaşarken kendimden başka kimseyi suçlamıyorum,ben izin veriyorum bana bunu yapmalarına kime ne diyeyim ki?

Eh hep olumlu yüzü olacak değil ya,işte bu da Şevval Elif SOLMAZ'ın depresif yüzü =)

Sevgiyle..

Pazar, Kasım 9

Karmaşa



Kaderde otobüsten post yazmakta varmış :)Haftasonunu sevgilimle geçirmek için şehirdışına çıkmıştım ve pazar akşamı geri dönüyorum 2 günde 2 yolculuk normalde çok yoruyor ama işin ucunda canımım olunca yorulmadım diyebilirim.

Herkesleri çok özledim,yeni işim ve şehir değişikliğim için güzel dileklerde bulunan dostlarıma sonsuz teşekkür ederim,desteğinizi her an hissetmek çok rahatlatıcı :)

Buraya gelirken haftasonu dönerim diye planlamıştım ama işler bir anda değişti,Anadolu yakasında özel bir anaokulunda idari personel olarak göreve başladım,yine her sabah çocukları mıncıklayıp severek başlıyorum güne :) Artık öğretmen olarak derse girmiyorum ama onları sevmek sohbet etmek için hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışıyorum.

Bu arada canım sevgilimden uzak kalmak içimde tarifi zor bir boşluk bırakıyor,memleketime dönmenin,yeni bir işe başlamanın sevinci bile yarım içimde.Deli gibi iş arıyoruz onada.Geldiği an herşeyi daha içime sinerek yaşayabileceğim.Şimdilik hiç alışamadığım hasret duygusu boğazımda düğüm.

Otobüs ortamında ancak bu kadar :) Hepinizi çok seviyorum.Ayrılırken gülümseyerek gidin istedim sayfamdan.Yine koparmış Yiğit ÖZGÜR!

Pazar, Kasım 2

Nerdeyim?

Yaklaşık 2 haftadır kayıplara karıştım :) Peki nerdeyim?

İş görüşmesi için geldiğim İstanbul'da işe alındım ve hemen başladım,dolayısıyla bırakın bilgisayarımı net bağlantımı yanımda 2 çift elbisem bile yoktu :)) Elbise işini hallettik ama bilgisayarım,net bağlantım tüm eşyalarım orada kaldı.

Ev tutar tutmaz düzene girip yeniden sizlerle olacağım.Bu dönemde hepinizi çok özleyeceğim. =)

Sevgiler!

Çarşamba, Ekim 22

Damağımda Kalan..



Birkaç gündür İstanbul'dayım.İş görüşmelerim dışında evden pek çıkmıyorum.Haftasonu için kardeşim plan yapmıştı,gezdik tozduk yedik içtik.

Koca haftasonundan damağımda kalan tek tat,havuç-elma suyu oldu.O yormayan tadı,üstündeki köpüğü falan değildi,annem ve babamdı kalan..

Çok küçüktük,sokakta çamurdan çorbalar yaptığımız zamanlardı,evimizde her akşam meyvelerin suyu sıkılır,her akşam başka bir tatla beslerdi annemle babam bizi.Evin en vazgeçilmez öğesiydi narenciye sıkacağı..

Şimdi kocaman olduk,ne çamurdan çorbalarımız kaldı,ne evinde her akşam ayrı tatlar olan bir ailem.Her birimiz ayrı çatılar altında sabahlıyoruz artık.Annem ve babam ayrıldığında 23 yaşındaydım ama 3 yaşındaymışım gibi ağırdı yükü.Sanırım kaç yaşında olursak olalım hepimiz için aynıdır bu.

Öyle bir kalmış ki o tat hafızamda,bardaktan aldığım ilk yudumdan son yuduma kadar dibinde çocukluğumu gördüm sanki.Sakince içtim bitmesin diye.

Ve ben o meyvesuyu bittiğinde anladım ki annem-babamlı günlerimin tadı damağımda kalmış..



[Resimdeki bu tombiş benim] :)
 

blogger templates | Make Money Online