
Hayat zaman zaman hepimizi sürükler ya bir yerlere,beni dahamı bir sürüklüyor nedir :) Oturup 25 yaşıma kadar olan hayatımı düşündükçe şaşıp kalıyorum.
Bazen kader diyorum,bazen mutlu oluyorum bunca yer gördüm bunca insan tanıdım diye,bazen de tek bir yerde kalsaymışım şimdi çabalamadan para kazanırdım diyorum.Düşüncelerim nereye bağlanırsa bağlansın,sonunda tebessüm edip geri dönüyorum hayatıma. :)
17 yaşımda öğretmen oldum,hem üniversite mezunu olup hem 17 yaşında nasıl öğretmen olunur kısmına çok girmeyeceğim,çünkü yıllarca herkese açıklamaktan öğğğ geldi :))
17 yaşımda öğretmen olduğumda,öğretmenler odasına ilk girişimde kapıyı çalmıştım :)) Bereket ki kimse duymadı.E daha 1 yıl olmamış lise den mezun olalı,şimdi öğretmenim :)6 yaşında 15 miniğim vardı,daha ben çocuktum,o nedenle sınıfta çok eğlenirdik :)
Sonra Ege'nin bir köyüne atandım ve hayatımda ilk kez köy havası solumanın verdiği karmaşa ile başbaşa kaldım.Yine yalnızdım,güvenipte kimseye kiraya vermedikleri için bir apartmanda tek başıma oturdum 2 yıl boyunca.Harika bir dere sınıfımın camının hemen önünden akıp gidiyordu,mest oluyordum izlerken.Bahçeye çıkarıyordum çocuklarımı(ki ben hiç öğrencim demem) bahçede inekler tavuklar biz oyun oynuyorduk :)

Hiç alışmadığım bir ortamdı ama çocuklarımı,o doğal güzelliği ve velilerimin her hafta tazecik getirdiği gözlemelerinin tadını asla unutmuyorum.Hepsini çok özlüyorum.
Sonra devlet okullarında çok fazla ilerleyemeyeceğime karar verdim ve ayrıldım devletten.İnsanlar hala bunu duyunca 'inanamıyorum sanaa' gibisinden yüzüme bakar :)
Ama hiç pişman olmadım,çünkü benim ideallerim vardı mutlu olamayacaktım.
İstanbul'a yerleştim,yine yalnızdım,ailemden uzaktım.Ama bir idealim vardı başarmalıydım.özel bir kolejde öğretmenliğe başladım yeniden.Bu kez çocuklarım 4 yaşında miniklerdi.İşte bu dönemimde beşiz çocukta doğursam aynı anda bakabilecek kapasiteye sahip olduğumu keşfettim :) 4 Yaşında 20 öğrencimi aynı anda yedirip,aynı anda uyuturdum.O yaş gurubunu az çok bilirsiniz arkanızı dönmeye gelmez.Ya birbirlerinin kollarına saat(!) yaparlar,yada biri mutlaka düşer.Saolsun yardımcı öğretmenlerim vardı ama her biriyle ilgilenmek istediğim için hiç oturmadan çalışırdım.
Şöyle bir manzara düşünün,birini ayağımda sallıyorum,biri kollarımda,birinin ayakkabısını bağlıyorum,biri saçımla oynamadan uyumadığı için,başım onun yatağında :)) Tabii okul bunların hiçbirini benden beklemiyordu ama ben öğretmenliği beceremiyorum sanırım,direk anne moduna giriyorum. :) Daha korkuncu bu manzarayı herkes netten online izleyebiliyordu :) Rezalet!
Öğretmenlik yaşamıma bir anaokulunda bir süre yöneticilik yaparak noktayı koydum.Bu işte ki mutlu son buydu işte,sadece idareci olabiliyordunuz,yada okul sahibesi.Ben ulaşmıştım ve ayrıldım.
Bıraktım öğretmenliği..
Hayatımın o 4 yılına ait herşeyini çok severek hatırlıyorum.Elbette yalnız başına ayaklarının üstünde durmanın verdiği sorunları yaşadım ama beyin öyle güzel ki hatırlamakta bile zorlanıyorum :)
Sevgili velilerim,miniklerim,renkli boya kalemlerim,oyun hamurum ve karşılıksız seven minik yürekler;
Hepinizi çok sevdim ve seviyorum.Hep özleyeceğim. :)
[Çok uzatıp sizleri sıkmak istemedim ama hayatın beni sürüklediği hikayeleri sonra paylaşmaya devam edeceğim] :)
Fotoğraflar kolej miniklerimden

En üst resimdeki turuncu-krem giysili mavi gözlü erkek çocuğunu,Uras'ı arıyorum yıllardır.Muhtemelen Bursa'da bu sayfayı okuyupta tanıyorum diyen varsa lütfen bana ulaşsın.