Çarşamba, Kasım 4

Bu satırlar sana..

Neden bilmiyorum,ben hep seni özlüyorum. Hayatıma bir bakıyorum uzaktan ve görüyorum ki senden çok daha zeki çok daha dinlemeyi bilen çok daha verici çok daha kaliteli,çok çok çok dostlarım,arkadaşlarım var.

Ama ben yine de seni özlüyorum!

Ne konuşurduk saatler boyu bıkmadan diye düşünüyorum. Öyle saçma sapan öyle garip şeyler ki çoğu da. Mesela hatırlıyorum bir terlik yerde ters duruyor diye tam 1 saat gülmüştük,etraftaki anlamaz bakışlara aldırmadan. Eşinden gizli geldiğim için balkonda uyumak zorunda kaldığım geceyi hatırlıyorum. Hayatımın en zor gününde sana sığındığımı hatırlıyorum hiç konuşmadan,soru sormadan..Gizli saklı yaptığımız her işten nasıl keyif aldığımızı hatırlıyorum. Müzik kanallarının karşısına geçip çıkan şarkılar üzerine yorumlar yapıp,sıradaki şarkıları birbirimize armağan edişimizi hatırlıyorum..

Birimiz deli gibi ağlarken,diğeri kriz halinde güler sonunda onuda kendisine katmayı hep başarırdı. Birbirimizi aylarca görmez konuşmaz,bir araya geldiğimiz de geçen zamanı unutmamız 10 saniyemizi almazdı. Beni çok zeki bulurdun bende seni çok saf. Ama zor zamanlarımızda hep yer değişir birbirimizi o durumdan kurtarırdık.

Biz konuşacak tek kelimemiz olmasa da yanyana olmaktan mutluluk duyardık. Hiç kavga etmezdik,başlayacak olsak birimiz komik bir laf eder yine kahkahalara boğulurduk.

Şimdi herşeyi irdeleyip herşeyin üstüne konuşabileceğim,sürekli yeni şeyler öğrenebileceğim insanlar var hayatımda. Her birini ayrı ayrı çok seviyorum. Ama o aptal yerin dolmuyor. Bana ne katıyordu diyorum,sinirleniyorum kendime. Sonra gülümsüyorum kendi kendime ve ama çok salaktık yaaa diyorum içimden.

Ben salak bizi özlüyorum. Hemde çok! Hayatımın seninle olan saçma yanını özlüyorum,yanında özgürce küfür edebilmeyi,düşünmeden konuşabilmeyi,kırılıp kırılmayacağını umursamadan eleştirebilmeyi,ağladığım her duygusal filmde 'ağlama bee adam kameraya söylüyo bunları' diyerek filmin içine etmeni,dolabını özgürce açıp içinden dilediğim elbiseyi giyip dışarı çıkabilmeyi,sabah seni beklemek zorunda olmadan mutfağa girip kahvaltı hazırlayabilmeyi. 12 yıldır birikmiş her anımızı her bir araya gelişimizde anlatıp psikopatça gülmemizi..

Sana hiç söylemedim bunu,senden gizlediğim birşeylerim var artık. Düğünümde yanımda olmayışının,'gelinliğim straplezdi' dediğimde 'hep böyle isterdin,biliyordum' demene rağmen tek bir resmime bakmayışını,özlemene rağmen aramayışını ve sana hiç kıyamayışımı içimde bir yara olarak taşıyorum. İşte bunu gizliyorum artık senden..

Hala hayatımdasın ama istediğim,özlediğim yerde değil..

Çok özledim seni kankam. Çok!

Yazmıştım bundan 3 ay evvel. Öyle ki ağlayarak yazdığım bu satırları yayınlamak nasip olmadan kaybettim onu. Yazdığım bunca şeyin içinden bir tekini bile görmeden çıkıp gitti hayatımdan. Hem terkettim onu hem acı çektim. Bir hiç için bırakıp gitti herşeyi ardında,affedilemez şeyler yaptı,hemde bana değil kendine.....

Ve içimde kocaman,beynimi tırmalayan bir saat bıraktı,her geçen an 'tık tık' seslerinin daha bir işkence geldiği bir saat. Bu zır zır ben,sadece bakakaldım olan bitene bir pencerenin ardından. Ne ağlayabildim ne tek kelime laf edebildim sadece sustum. Bu susuş bana pahalıya mal oldu ve aylardır doğru düzgün ağlayamaz oldum,kaskatıyım. Hiçbirşey tat vermiyor,uzun zamandır gerçekten gülmedim ve sırf bu nedenlerle herşeyden çektim elimi ayağımı..

Ta ki az önce sayfamı okuduğunu bilmediğim erkek kardeşimden 'hadi yaz artık' diye mail alana kadar.

İçimde ki boşluğu doldurabilirmi bu sayfa? Yorumlar,dostlar. Kimseye gerçekten anlatamadığım bu acımı hafifletebilirmi? Belki..

Denemeye değer!

7 yorum:

İlk... dedi ki...

nasıl gitti nereye gitti çok anlayamadım Şevlalim ama...yine de ne önemi var dedim senin üzülmen beni çok üzdü :(:( hayat devam ediyor ve herkes kendi hayatını yaşıyor...üzülme :( bence mutluolmak içinde milyoon tana sebebin var senin... :)

angel dedi ki...

merhabalar
sitenize tesadufen rastladim
cok duygusal birisiniz ve cok etkilendim yazilarinizdan...

hyperion dedi ki...

Her sabah saat 6:30-7:00 gibi, karaköyün bomboş sokaklarında, ilk ofisi ben açar, giriş kattaki çay ocağının dünden hazır çay makinasını açar, odama çıkarım. Oturur, klimayı/ısıtıcı çalıştırır, bilgisayarımı açarım. Outlooktan hemen sonra iki sekme açarım. Birine "wil" yazarım. Dizinde çıkan ilk siteye tıklar büdünün sayfasını açarım. İkinci sekmeye "eli" yazar, enter'a basarım. Neredeyse hergün aynı iki sayfa çıkar karşıma. Ama ben herrgün bunu tekrarlarım, bıkmam, usanmam... Bi büdünün yüzüne bakarım, izleyici sayısı değişmiş mi? alexa ranking'i ne durumda, yakası paçası düzgün mü? yüzünü yıkamış mı bu sabah... Bi de bu sayfaya bakarım. Yerli yerinde mi? yeni birşeyler var mı? blog ödülü ikonu yerinde mi diye. Her iki sayfa da açılırken, her defasında bi heyecan olur bende. "Ya yeni bi yazı varsa?" diye. Birkaç yazıyı tekrar dinlerim her ikinizden, biraz düşünürüm üzerine. Yoksa yeni bişeyler random bi yazıyı seçer, bi okurum. Hatta rankingte kan kaybediyorsanız birkaç google aramasında sizin sayfadan kopyala/yapıştır ile arama yapar, sitenizi tıklarım falan.

Yazıya dönelim;

Bir insan asla karşısındakine değer veremez, karşıdaki kendi değerini biçer, sen de onaylarsan, "dost/arkadaş/sırdaş" olursun, onaylamasın, çıkar gider hayatından. Çıkmış gitmiş neylersin, düşünüp de üzme kendini.

Dön bak geriye, benim hayatımda da çıkan giden birileri oldu, biliyorsun. Bir kez bile üzülmedim inan. Heee anılar, yaşananlar dersen; evet bazen acıtmıyo değil.

Ama olsun, çiğköfteyi de severiz ama yaşananların sonunda o da acıtmıyo mu sanki? :P

Yazı güzel, eyvallah :)

Şevval Elif SOLMAZ dedi ki...

İlk'im böyle kaırşık anlatmışım olsam içimdekileri biliyorum en iyi sen anlardın beni :) Kafam içim karmakarışıktı yazdığımda hala da çok çözmüş değilim ama hayatımdaki artılar eksileri götürüyor :)

Angel, çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. İçimde ne varsa dökmeye çalışıyorum, beğenmenize sevindim :)

Ve canım kardeşim, sen benim biricik ikiz ruhumsun,her düşündüğümde gurur ve sevgiyle gözlerimi yaşartansın. Biliyorum hepsi geçer,geçecek,geçti.. Ama sen yoksun ki yanımda :)

hyperion dedi ki...

Yaz, her gün yaz. En kötü ihtimal her hafta. Ne ANGEL'lar gelip geçiyor, mahrum kalıyor sizden inan :)

Sümbül Zerafeti dedi ki...

Hiçbir şey seni üzmesin Şevval olur mu izin verme, hayat mutsuz olmak için çok kısa, o yüzden en güzelinden yaşamalı bu hayatı...

nesrin dedi ki...

Üzülme şevval her yaşanan güzeldir.Bir gün arkana dönüp baktığında yalnız güzelleri hatırlayacaksın canım benim ve o anda yanında sana layık olanlar olacak yola devam birinci kuzu ;)tabii yazmaya da devam..

 

blogger templates | Make Money Online